Dünyada Sular Altında Kalan ve Terkedilmiş 15 Yerleşim Yeri

Şehirler, kasabalar Dünya tarihinde oldukça önemli roller üstlenmişler. Ticaret merkezleri, toplum ve sanat merkezleri olarak pek çok medeniyete ev sahipliği yapan şehirler tabiat olayları neticesinde sular altında kalmış. Dünyada Sular Altında Kalmış 15 Yerleşim Yeri


7990
13.7k Paylaşım, 7990 Beğeni

Dünyada Sular Altında Kalan ve Terkedilmiş 15 Yerleşim Yeri

Hayatlarımız için şehirler  ve kasabalar çok büyük öneme sahiptir. Ticaret merkezleri, toplum ve sanat merkezleri olan bu yerler, heyecan verici şeylerin gerçekleştiği ve ilerleme kaydedebildiğimiz mekanlardır. Uzun zamandır bütün medeniyetler, Roma, Londra ve Paris gibi güçlü şehirler tarafından yönlendirildi. Fakat bazen, şehirler, tabiat anayla çatışma noktasına gelebiliyor.

Şehirler doğal afetlerin çoğuna karşı direnç sağlayabilir, ancak metrelerce suyun altına gömülmek genellikle ölüm cezasıdır. Öte yandan su altında kalmak, gelecek nesiller için şehrin kalıntılarını açık havaya göre çok daha iyi koruyabilir ve genellikle “Doğu’nun Atlantisi” olarak adlandırılan Çin’deki ShiCheng gibi muhteşem şekilde korunmuş görkemli anıtlara neden olur.

Diğerleri için işler bu kadar iyi gitmez. Eski sakinleri, şehirlerinin kuma gömülmelerini ya da denizin onları yavaşça geri almasını izlerler.

İşte Dünyada Sular Altında Kalmış 10 Yerleşim Yeri;

1- Port Royal

İngilizler, Jamaika’yı İspanyollardan aldıklarında onun kasten korsanların eline geçmesine izin verdiler. İspanyol Adaları ile çevrili bu yerde  yaşayan korsanlar zamanlarını İngilizlerinkinden ziyade İspanyol gemilerini yağmalamak için harcıyordu ve adadaki silahlı adamların varlığı İspanyolların onu fethetmesini engelliyordu. Adadaki en büyük yerleşim yeri olan Port Royal şehri kısa sürede korsan cenneti haline geldi.

Port Royal, dünyanın en kötü şehri olarak biliniyordu. Hem ticaretin hem de korsanlığın merkezi olan bu yerde, birçok kişi oldukça zenginleşti. Bu kötü yollardan elde edilmiş servet, şehrin namına katkıda bulunan sarhoşları, fahişeleri ve  yozlaşmış tüccarları bu şehre çekiyordu.

Hükümetin bu şehirdeki kontrolü o denli azdı kişehre yeni gelenler buldukları herhangi bir toprak parçasına evlerini istedikleri gibi inşa edebiliyorlardı. Neredeyse hiç yol ya da taş bina yoktu. Bu sebepledir ki 1692 yılında bir deprem meydana geldiğinde tüm şehir neredeyse tamamen yıkıldı.

Bugünlerde, bir balıkçı kasabasından çok da fazlası değil, ancak kasabanın eski binalarından düzinelercesi hala suyun altında görülebiliyor. Yerliler onu dünya standartlarında bir turizm merkezine dönüştürmeyi hayal ediyorlar. Ancak devlet desteği olmadan yapabilecekleri şeyler çok kısıtlı.

2- Thonis-Heracleion

Thonis – Heracleion bugünlerde pek bilinmemekle birlikte antik dünyanın en önemli şehirlerinden biriydi. Birçok antik Yunan hikayesinde öne çıkan bir şehir olmuştur;mesela Herakles’in Afrika’ya ilk ayak bastığı yer olarak bilinmektedir.

O zamanlar eski Mısır ‘daki en önemli şehirlerden de biriydi; uluslararası deniz ticaretinin merkezi ve birçok farklı geçmişten ve milletten insanın eviydi.

4.000 yılı aşkın bir geçmişte kuruldu ve bin yılın üzerinde Mısır’a ticaret başkenti olarak hizmet verdi. Tabiri caizse kültürel bir karışım kabıydı. Suya batık kentin derinliklerinde, hem Helenik hem de Mısır sanat akımlarını barındıran heykellerin yanı sıraYunan ve Mısır zırhı ve silahları da bulundu.Aynı zamanda, yeni Yunan Ptolemaios hanedanının, sanatta Mısırlılar gibi ilahlaştırıldığı ve tasvir edilmeye başlandığı bir yer olan dini birleşme merkezi idi.

Birçok yönden, günümüz Venedik ’ine benziyordu: Şehir, büyük ölçüde Mısır kıyılarının ıslak bir ovasında bir dizi küçük ada üzerine inşa edildi. Çoğunluk olarak kıyı şehriydi, suyolları ve kanallarla çevrelenmiş, gemilerle dolu bir yerdi.

Ve aynı Venedik gibi, yavaş yavaş batıyordu. M.Ö. 2. yüzyılın sonlarına doğru, toprak suya boyun eğdi ve şehrin büyük bir kısmı sıvı hale geldi ya da denize gömüldü. MS 800 civarında bütün şehir sulara gömülüp unutulana kadar önemsiz bir köy olarak varlığını sürdürdü.

3- Ontario Kayıp Köyleri

1950’lerde ABD ve Kanada, Büyük Gölleri Atlantik’e bağlamak ve gemilerinMinnesota’ya kadar olan bölgelere ulaşımını sağlamak için ortak bir proje başlattı. Bu Saint Lawrence Denizyolu projesi, 1954’te başladı ve 1959’da bitmişti. Büyük bir başarıydı ama bir sorun vardı: bu projenin gerçekleşmesi, dokuz Kanada köyünün su altında kalmasına neden olmuştu.

Aultsville, MapleGrove, Wales, SantaCruz, Dickinson’sLanding, Farran’s Point, Moulinette, Mille Roches ve Sheek’s Island toplulukları Kanada’nın 2. Otoyoluyla (sonradan yaylalara doğru inşa edilmek zorunda kalındı) birlikte sular altında kaldı. Ontario’nun bu bölümü Kanada’daki en eski yerleşim yerlerinden biriydi. Köylerin çoğu 1700’lerde, bazıları ise Amerikan yerlilerinin eski yerleşim yerlerinin üzerine inşa edilmişti.

Avrupalıların gelişinden önce, bölgenin çoğu Mohawklarındı. Toplamda 6.000’den fazla kişi ve 500’den fazla bina yeni planlanan şehirlere taşındı. Vaat ettikleri şeyin aksine, insanlaryeni evlerinin, vazgeçmek zorunda bırakıldıkları eski evleriyle aynı değerde olmadığından şikayet etmişlerdi.

Bugün, köyler bir bütün halinde ancak ulaşılamazlar çünkü yoğun bir nakliye rotasının dibinde batık bir haldeler. Ancak zaman zaman özellikle sular alçak olduğunda, suyun altında onları görebiliyoruz.

Kayıp köyler konusunda özellikle en rahatsız edici olan şey, son zamanlarda meydana gelmiş olması.Yani bu köylerde hala yaşamın olduğu ve oralarda günlük hayatlarını devam ettiren insanların yer aldığı birçok fotoğrafı web yardımıyla bulabilirsiniz.

4- Vilarinho Da Furna

Yerlilerin geleneğine göre, Vilarinho da Furna ilk yüzyılda Visigotik bir kabile tarafından kuruldu.1970’lerin sonlarında bile, birkaç yüz kişilik bu küçük köy hala eski bir Visigotik demokratik sistemi kullanıyordu; kasabada her ailenin bir oy hakkı vardı. Birlikte, kasabanın evli erkeklerinden altı ay süreli görev yapacak olan bir lider seçiyorlardı.

Köyün etrafındaki arazileri bir baraja dönüştürmek 1950lerin başlarında planlanmaya başlanmıştı.Hükümet, 1967’de işlemlere başlamadan önce birçok test ve anket yaptı.

Köy halkı 1970 yılında uyarıldı ve 1971’de, kamyonlarla eşyalarını taşıyabilecekleri bir yol inşa ettikten sonra hepsi tahliye edildi. İnsanlar, evlerinin çatılarındaki kiremitleri bile yanlarına aldılar. Son kişi köyden ayrıldığında, evlerin çoğu iskelet olarak kalmıştı.

Bugün Vilarinho da Furna’yı bu kadar etkileyici yapan şey, köyün su seviyelerinin düştüğü yaz aylarında sudan çıkıyor olmasıdır. Turistler, eski kentin barajın içinden  çıktığını görmeye ve Vilarinho da Furna’nın Eski Sakinleri Derneği’nin yaptığı baskılar sonucu kurulan sualtı müzesini ziyaret etmeye geliyorlar. Şimdilerde dünya çapında tanınan bir yer.

5- Capel Celyn

CapelCelyn’in son sakinleri,1962’de taşındı. 1965’de yeni LlynCelyn barajı açıldı ve köy sular altında kaldı.

Açılış töreninin 45 dakika sürmesi gerekiyordu. Ancak, daha ilk üç dakika içinde, bazı yerliGalliaktivistler, mikrofon kablolarını kestiler, yakındaki bir tepeden aşağı inerek kalabalık seyirci topluluğunu oradan uzaklaştırdılar. Yıllarca beklemiş olan öfkenin patlama noktasıydı bu.

1950’lerde Liverpool, İngiltere’nin en sağlıksız şehirlerinden biriydi ve yeni bir su kaynağına dehşet bir ihtiyaç duyuyordu. İlk araştırmalardan sonra, CapelCelyn’i çevreleyen vadinin şehrin su ihtiyacını karşılamak amacıyla yeni bir baraj inşa etmek için iyi bir yer olabileceği saptandı.

Ne yazık ki, vadi Galler’debulunmaktaydı ve Liverpool ise İngiltere’de bulunmaktaydı. Vadinin derinliklerinde sadece 67 sakini olan birGal köyü vardı. Liverpool Belediye Meclisi bunun bir sorun olmayacağını düşündü ve plana devam etti.

Tartışma yaratacak olan şey, yerel Gal konseyinden doğrudan izin istemek yerine direkt Parlamento Meclisiyle anlaşarak plan için izin almış olmalarıydı. Tasarı Parlamentodan geçtikten sonra, bir arazi satın alma emri çıkardılar ve barajı inşa etmeye başladılar.

Bu hareketlenme, Galler’deki birçok kişiyi  kızdırdı ve Galler Milliyetçi Partisi Plaid Cymru’ya üyelikler çoğaldı. Protestolar Galler’de ve hatta bazen Galli protestocuların yerlilere tükürdüğü ve küfrettiği söylentileriyle Liverpool sokaklarında bile yapılabiliyordu.

Üç genç Galli, şantiyeye bir bomba yerleştirdi ve patlattı. Sonuçlanan davalarına, eylemlerini destekleyen birçok Galli eylemci katıldı.

Aktivistlerin en iyi çabalarına rağmen, plan devam etti ve CapelCelyn sakinleri yeni mülklerine taşınmak zorunda bırakıldı. Ancak, kentin sular altında kalması, Galler milliyetçiliğinde belirgin bir artışa neden oldu ve “Tryweryn’i hatırla” sözü bugün hala Galler’de kullanılmakta.

Buna karşılık hükümet, Galler’de endüstriyel işler için daha fazla finansman sağlamak ve ilk Galce Dil Yasası dahil olmak üzere birkaç girişimde bulundu.

6- Graun

Birinci yüzyılın ilk yıllarında, Romalılar Alpler’de bir vadiye yerleşti. Bu küçük köy Graun olarak tanındı. Ortaçağ döneminde kasabada büyük bir kilise inşa edildi. 700 yıl sonra bugün bile o kilise halen ayakta; ancak şu an kasaba evleriyle çevrili olmak yerine etrafı sular ile kaplı.

Buranın eskiden 200 evden oluşan bir köy olduğuna kanıt olarak yalnızca kilisenin çan kulesi kalmış. 1939’da İtalyan Montecatini şirketi bir hidroelektrik barajı inşa etme planı yaptı. Bölge iki tane görece küçük göl içeriyordu.Ancak onlar,  aralarında uzanan vadiyi su ile doldurup daha büyük bir göl yaratmayı planladılar. Bunun bölgeye yetecek kadar güç üretmesi umuluyordu.

Yerel direniş, daha önceki yıllarda Alpler’de benzer bir projenin iptalini sağlamıştı ve yerliler bunu tekrar yapma niyetindelerdi. Bu arada, İtalya II. Dünya Savaşı’na girdi. Proje bir sürelik rafa kaldırıldı. Savaş bittikten sonra, projeyi daha güçlübir şekilde geri getirdiler ve plan hayata geçirildi: Köy ve çevresi 1950’de sular altında kaldı.

Soğuk ortamı nedeniyle, göl kışın donarak turistlerin buzun üstünden yürüyüp eski çan kulesine dokunmalarını sağlıyor. Yerli halk, bazı geceler çan seslerinin geldiğini söylüyor ancak çanlar 1950 yılının Temmuz ayında kaldırıldı.

Gölün kendisi yaklaşık 22 metre (72 ft) derinlikte ve eski kalıntıları görmek için dalış yapılabilir. Ancak ne yazık ki, böyle bir dalış büyük olasılıkla yasal olmayacaktır.

7- Potosi

1985 yılında Venezuela hükümeti de yerleşmiş halkın bulunduğu birvadiyi su ile doldurup bir hidroelektrik barajı inşa etmeyi planladı. Diğerlerine kıyasla bu işi daha kolay bir şekilde hallettiler.

Dönemin başkanı Carlos AndresPerez,helikopterle  kasabaya giderek yerlilere arazilerinin kamulaştırılacağını ve bölgeden ayrılmak zorunda olduklarını söyledi. 1.200 bölge sakini, aileleri ve arkadaşları ile birlikteVenezuela’nın başka yerlerinde yaşamak için dağıldılar ve kasabanın çoğu yıkıldı.

Uzun süre, kasabadan geriye kalan tek kanıt, kilisenin su yüzüne çıkan ve yerel halk tarafından yüksek su seviyesi anlamına çan kulesi idi.

Bu, Venezuela’nın şiddetli bir El Nino etkisinde kaldığı 2010 yılına kadardı. Bu etki ülkenin çoğunu vuran kuraklığı tetikledi. Rezervuar suyu seviyesi 30 metre (98 ft) düşerek Venezuela genelinde enerji sorunlarna neden oldu.

Ancak bu, aynı zamanda mezarlık da dahil olmak üzere bütün kilisenin, birkaç eski ev ve kasaba meydanının hep birlikte bir kez daha kuru olması anlamına geliyordu. Kasabanın eski sakinlerinden bazıları, eski evlerini ziyaret etme fırsatını yakaladı ve kuraklık sona erdiğinde bir kez daha sular altına gömülmeden önce yuvalarını onore ettiler.

8- Petersburg

StromThurmond Gölü (diğer adıyla ClarksHill Gölü), bugünlerde Gürcistan’da turistler ve yüzücüler arasında popüler bir destinasyondur. Ancak onun hakkında bilinmeyen şey; bir zamanlar orada gelişmekte olan Petersburg şehrini sularının altında gizlemesidir.

Petersburg, BroadRiverValley bölgesinin gelişen tarla ekonomisinden faydalanmak için 1786’da DionysiusOliver tarafından kuruldu. Hızlı bir şekilde tütün endüstrisinde kilit nokta ve gönderilerin denetlendiği ana yerlerden biri oldu.

1801’e gelindiğinde Gürcistan’ın üçüncü büyük şehriydi. Ziyaretçiler, onu, popülerliğini artırmak için daha fazlasını yapan ve ticaret ve kültür merkezi olan yakışıklı bir şehir olarak nitelendirdiler.

Hayatın kolay olduğu bir şehirdi ancak kaderi bir dönem ön planda olan tütün tarlalarına bağlıydı. 1810’da pamuk endüstrisi bayrağı devraldı ve Petersburg düşüşe geçti.

Kasaba, 1844’te postanesini kaybettiği zaman neredeyse terk edilmiş gibiydi. 1952’de ABD Ordusu Mühendisler Birliği, vadiyi bir göl oluşturmak için doldurmaya başladığında kasaba tam anlamıyla terk edildi ve unutuldu.

Yerliler, doğal olarak, 2002 yılındaki kuraklıkta şehrin su yüzüne çıkmasıyla şok oldular. Su normal yüksekliğine dönmeden önce eski çitler, çanak çömlek parçaları ve evlerin temelleri günlerce açıktaydı.

Kasaba o zamandan beri sıcak hava dönemlerinde birkaç kez ortaya çıkmaktadır. Bu dönemlerde ürkütücü viktoryen görünümüyle tam anlamıyla bir turist merkezi haline geliyor.

9- Shi Cheng

Geçmişte, Çin,  kamu işleri projeleri için çok sayıda insanı oradan oraya götürmesinden dolayı eleştiriliyordu.Qiandao Gölü’nün oluşturulması, bazıları nesiller boyunca o bölgede yaşayan ailelere sahip olan 300.000’den fazla insanın taşınmasını gerektiriyordu.

Ancak bu operasyonun en büyük trajedilerinden biri, en az 1500’lere hatta muhtemelen yüzyıllarca öncesine kadar uzanan etkileyici anıtlara sahip eski bir Ming şehri olanShiCheng imparatorluk şehrinin kaybı oldu. Şehir, 208’den beri oradaydı. Bölge 1959’da sular altında kaldı ve şimdi o şehir 40 metre (130ft) derinliğinde bir gölün dibinde yatıyor.

Kent, Çin hükümetinin kalıntıları araştırmak ve geriye kalanları keşfetmek için 2001 yılında organize ettiği dalışa kadar unutulmuş durumdaydı. Sular onları şaşırtmak için eski taş binaları son derece iyi korumuştu.

Her zamanki toprak, rüzgar ve yağmur erozyonundan korunan şehir, şimdi neredeyse sular basmadan önceki hali gibi görünüyor. ShiCheng, Çin genelinde İmparatorluk Dönemine ait en iyi korunan eser koleksiyonlarından biri konumundadır.

2011 yılında, şehrin geçmişte nasıl göründüğünü yeniden yaratmaya yönelik bir proje, halkın ilgisini daha da arttırdı. Bugün tecrübeli dalgıçlarla birlikte grup halinde inip “Doğu Atlantis” ini şahsen görmek için birkaç proje var.

Bu keşif dalışları hala revaçtadır. Gölün tabanının haritaya dökülmesinin devamıyla birlikte dalgıçlar birkaç tarihi ilgi alanı daha tespit ettiler.

10- Yonaguni

Harika keşiflerin hepsi bilim adamının meyveleri değildir. Japonya’daki dalış koçu Kihachiro Arataki, gezegende yaşayan en eski sulanmış şehirlerden biri olan Yonaguni’yi buldu. 27 metre derinlikte aynı ada yakın bir konumdadır. Dalıcı tarafından keşfedilen tarihi eser, binlerce yıldır ayakta kalan ve eşsiz özelliklerini koruyan geniş bir yekpare taş bina.

Muazzam taş anıt, ayrıntılı süslemeyle kaplı düz bir platform, mükemmel düz adımlar ve olağandışı şekillerdeki teraslardan oluşur. Büyük çaplı bir çalışmadan sonra, bilim adamları yapı düzenini ve inşaatın yaklaşık yaşını (en az 3000 yıl) belirleyebiliyorlardı. Binanın yanında, hayvan figürlerine benzeyen taştan yapılmış heykeller de dahil olmak üzere diğer birçok ilginç obje bulundu.

Tek parçalı bir binanın ayrıntılı bir çalışması çok sayıda ilginç öğeyi keşfetti; Üst terastan birinde taş oyma yapılmış gerçek bir yüzme havuzu bulunmaktadır. Şüpheci araştırmacılar, sualtı şehrindeki doğal merakın modern kökenini kanıtlamaya çalışıyorlar ancak çabaları başarısız olmuştu. Binlerce yıllık inşaatın yanı sıra duvarlarda güzel duvar resimleri ve modern bilime dair olmayan semboller, binlerce yıl önce elementlerin saldırı altında sızmış güçlü bir ulusun varlığını doğruluyor.

11- Mahabalipuram

Binlerce yıl önce suya düşmüş birçok antik şehir, bu günlerde mucizevi bir şekilde hayata döndü. Bunlara Hintli Mahabalipuram şehri dahildir; Bu konuda hikayeler birkaç yıl önce kurgu olarak kabul edildi. Bir efsaneye göre, Mahabalipuram çok güzeldi ki, bu da tanrıların benzeri görülmemiş gıpta ve gazabına neden oldu. Şehri sellemeye karar verdiler, bir gün topraklarının tamamı su altına girdi. 2004’te Coromandel Sahili’nde güçlü tsunami oldu; Fırtınanın bir sonucu olarak kıyı alanları yüzyıllarca eski tozdan arındı ve benzersiz arkeolojik eserler, antik tapınaklar ve heykeller açıldı.

Araştırmacılara göre, bu binaların yaşı yaklaşık 6.000 yıldır. Bu günlere sadece binlerce yıldır Mahabalipuram antik kentinin sular altında kaldığı gerçeği ile hayatta kalmayı başardılar. Önemlisi, aynı adı taşıyan şehir Coromandel Kıyısı’nda yaşıyor ve şimdi yaşı yaklaşık 2,500 yıl. Bilim adamlarına göre binlerce yıl önce güzel şehrin sakinleri kaçtı ve daha sonra kendi selefinin asıl karakterini ödünç alan yeni bir yerleşim kurdu.

2004’te sahildeki binaların bir kısmı yeniden inşa edilmiş olmasına rağmen, denizaltı alanlarının incelenmesi uzun yıllar durmadı. Bilim adamları, içeride birçok kilometreden fazla uzanan büyük prehistorik binaların kalıntılarını keşfettiler. Başka bir efsaneye inanıyorsanız, o zaman 6 güzel tapınak su altında gizlenmelidir. Muhtemelen modern araştırmacılar onları bulmuştur.

12- Harappa

Cambay Körfezi’nde, ön hesaplamaya göre yaşı 9.500 olan batık antik kent Hindistan’da bulundu. Antik kentin kalıntıları 35 metre derinlikte; 2002’de nispeten yakın bir geçmişte keşfedildi. Cambay Körfezi’ndeki ilk arkeolojik eserler çok erken keşfedildi ancak antik çağın yaşına kıyasla daha ılımlıydı; 5000 yıldan daha fazla değil.

En güncel ve en mantıklı versiyona göre, antik kent Harappa uygarlığına atıfta bulunmaktadır. Ören yerleri 8 kilometre uzunluğunda ve ortalama genişlikleri yaklaşık 3 kilometre olduğu için etkileyici tabanı ile etkileyicidir. Binlerce yıl sonra antik kentin yapımları hala var; aralarında kolayca merdivenleri, büyük taş binaların duvarları ve diğer ilgili tesisleri fark edebilirsiniz. Antik kentin ölçeği, doğal güçlerle ilişkili herhangi bir kökeni yorumlamayı reddeden en seçkin özelliktir.

13- Baiae

İtalyan şehir Baiae çok sıradışı kadere sahip. Bir kere, Napoli Körfezi’nin pitoresk kıyı bölgelerini işgal etti. Yüzyıllar önce volkanik faaliyetin bir sonucu olarak su altına girmiştir. Bugün bile Baiae yolsuzluk ve acımasızlıkla eş anlamlıdır, çünkü dürüstlüğüne aşina olan inanılmaz zenginler oralarda yaşıyorlardı. Bir sürüme göre, tarihöncesi çağda bile paha biçilemez heykeller ve diğer tarihi eserlerin kopyalarını üreten yüzlerce atölye çalışması yapılmıştır.

 Sahte eserlerin ticareti inanılmaz bir ölçekte sürdü, bunların büyük bir kısmı Baiae’nin refahına neden olan Roma pazarlarına verildi. Antik kent, sürekli bir atılganlık ve zevk ortamında yaşıyor. İnanılmaz derecede güzel köşkler burada inşa edildi ve lüks cilaları birçok kraliyet sarayından daha etkileyici olacaktı. Roma İmparatorluğu’nun çöküşünde kent yıkıldı ve sonunda ihmal edildi.

Eski şehrin kalbi, dalgıçlar arasında inanılmaz derecede popüler olan Pozzuoli Körfezi’dir. Kıyıdan yüz metre uzakta. Dalış yaparken, eski binaların harabelerini hünerli mozaiklerle süslemenin yanı sıra artık egzotik deniz yaşamına ev sahipliği yapan lüks villa parçalarını da görebilirsiniz. Sular altında olan şehirde çok sayıda güzel antik heykel varlığını sürdürüyor; Binlerce yıldır kesintisiz taş kaide üzerine gururla duruyorlar. Baiae’nin sahil kasabası, paha biçilmez tarihsel eserlerinin bir kısmının su altında gizlenmesine rağmen popüler bir merkez.

14- İskenderiye

İskenderiye, gezegenin en eski şehirlerinden biridir; Kleopatra ile ilgili inanılmaz öyküler ve efsaneler bununla bağlantılı. Önemli su altındaki cazibe merkezi İskenderiye kıyısındaki bilim adamları tarafından keşfedildi. Büyük çaplı bir çalışmanın ardından öğrendiği gibi, Kleopatra’nın sarayı su altında gizlidir. Bilim adamlarına göre, Kleopatra ve Mark Antony mezarlarının yeri olabilir; kesin konumları hala bilinmiyor.

Bir zamanlar görkemli sarayın parçalarına değil, İsis Tapınağı’nın antik kalıntıları var. Bu güzel yapıların suyun altında kalmasının nedeni çok basit – birkaç bin yıl önce İskenderiye, bir dizi şiddetli deprem geçirdi; bunun nedeni, kıyı bölgelerinin bir kısmı su ile sızdırılmış olması. Günümüzde su altında görülebilen eski İskenderiye kalıntıları, tarihi müzenin lüks sergilerine benzemektedir.

Bir zamanlar Kleopatra sarayına süslenmiş eski yapıların ve güzel heykeller, binyıl rölyef ve sanat yapıtlarının kolonları deniz tabanında duruyor. Deneyimli dalgıçlar su sıcaklıklarının dalış için en rahat olduğu yaz aylarında bu yerleri ziyaret etmeyi tercih ederler ve su altındaki manzaraları hayranlıkla izlemekten rahatsızlık duyacak başka bir şey yoktur. Ayrıca, bilim adamlarının Mısır’ın önemli müzelerinde temsil edilen ilginç eserler keşfedip yüzeyde kaldıklarını belirtmek gerekir.

15- Atlit Yam

Şaşırtıcı su altı manzaralarını arayan birçok gezgin, dünyadaki en eski sele neden olan şehirlerden olduğu için İsrail’e gider. Modern akademisyenlere göre, Atlit-Yam kalıntılarının yaşı en az 9.000 yıldır. Harabeler Hayfa kıyısında bulunur. Binlerce yıl önce, oldukça büyük ve müreffeh bir köy olmuşlardır.

Hayfa sahil bölgesinin eşsiz taneli alt kısmı, binaların mükemmel şekilde hayatta kalmasına izin verdi. Sular altında olan şehrin güvenlik derecesi o kadar yüksek ki araştırmacılar tamamen var olan antik mezarlığı tespit edebiliyorlardı; binlerce yıl önce köylülere musallat olan böcekler konutlarda keşfedildi.

Atlit-Yam kalıntılarının ana gizemi sel baskınının sebebi. Çoğu araştırmacı, buzulların erimesinden ve okyanusların sınırlarını genişletmesinden dolayı köyün kademeli olarak su altına girdiğine inanmak eğilimindeyken diğerleri ani bir tsunami söz konusudur. Su altı eserleri yakın bir geçmişte keşfedildiğinde, 1984’te ve çalışmalar erken aşamada olduğu için, birçok önemli keşif bilimadamını bekliyor.


Sizin Tepkiniz Nedir?

BEĞENDİM BEĞENDİM
12403
BEĞENDİM
BEĞENMEDİM BEĞENMEDİM
123951
BEĞENMEDİM
İDARE EDER İDARE EDER
111555
İDARE EDER

0 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazı Formatı Seçiniz
Kişisel Test
Kişiliğe dair bir şey ortaya çıkarmayı amaçlayan sorular dizisi
Basit Test
Bilgiyi kontrol etmek isteyen doğru ve yanlış cevaplı sorular dizisi
Anket
Karar vermek veya görüş belirlemek için oylama yapmak
Serbest Yazı
Yazılarınıza Görseller Bağlantılar Ekleyebilirsiniz
Liste
Klasik İnternet Listeleri
Geri Sayım Listesi
Klasik İnternet Geri Sayım Listeleri
Açık Liste
Kendi öğenizi gönderin ve en iyi sunum için oy verin
Oylanabilir Liste
En iyi liste öğesine karar vermek için yukarı veya aşağı basın
Fotoyla Anlatım
Kendi resimlerinizi yükleyin ve birşeyler anlatın
Video
Youtube, Vimeo veya Vine Kodları
Ses
Soundcloud veya Mixcloud İçerikleri
Görsel
Fotoğraf veya GIF
GIF
GIF Formatı